|
BÜYÜ,
insanüstü güçlerin yardımlarıyla yapılan bir takım işler
demektir. Ehli sünnet alimleri, büyünün hakikati ve varlığı
hakkında ittifak etmişlerdir. Sahabe ve taabiyinden büyünün
varlığını ve hakikatini inkar eden olmamıştır. Büyücülük
islamdan önce Araplarda, Rumlarda, Hintlilerde, Mısırlılarda
yaygın idi. Özellikle Hazreti Musa zamanında büyücülük itibarlı
bir meslek idi. Hazreti Süleyman zamanında da yaygındı.
Tarihte ilk defa bildiğimiz büyü ve sihir ilmi
Bakara Suresinin 102. ayeti kerimesinin ifadesine göre; Harut ve
Marut adlı iki melek tarafından yeryüzüne indirildi. Faydalı
işlerde kullanılması için öğretilen bu ilim, kötü işlerde de
kullanılmıştır. Bıçak ve ateş, iyi işlerde kullanıldığı gibi
kötü ve şer işlerde de kullanılır.
Hayır ve şer her şeyi yaratan Allah’tır(c.c.).
Ancak Allah(c.c.) şerleri yaratırken rızası yoktur. Dünya bir
imtihan yeri olduğundan, insanlara iyiliği ve kötülüğü, hayrı ve
şerri seçme hürriyeti verilmiştir. Büyü, sihir ve cinler de
Allah’ın (c.c.) iradesinin dışında hiçbir şey yapamaz; neticeyi
yaratan O’dur.
İlkçağ insanlarının mağara duvarlarına çizdiği bizon
resimleriyle başlayan büyü, M.Ö. 3000 yılında beri vardır.
Delillerle sabittir. Mısır ve Kalde'de altın çağını yaşadı.
Mezapotamya'da filizlendi, eski Yunan ve Roma'da gelişti.
Nesilleri ve çağları aşarak dünyanın dört bir yanına yayıldı.
İnsanoğlu, yaratılışından bu yana her çağda bilinmezliğin
kapılarını zorlamak, yaratılışın, yaşam ve ölümün sırlarını
çözmek, doğaüstü güçlere hükmetme merakını yenemedi.
1. AK BÜYÜ
:
Şifa amaçlı yapılan çalışmalar demektir. Zahiren acayip, fakat
aslında tabii sebeplerle meydana gelmiş bir takım fiiller yapmak
sanatıdır.
2. KARA BÜYÜ
: Asıl büyü bu olup, bazı kimseler perilerin ve özellikle
şeytanların müdahalesi ile tabiat üstü bir takım fiiller
yapabilecekleri iddiasındadırlar. Zarar verme amaçlı yapılan
büyüler.
3. TAKLİT BÜYÜ
: İnsanları ve insanların beyinlerini etkilemek amacıyla yapılan
telkin ve büyülerdir.
Büyü muhtelif kavimlerde mevcuttu. KELDANİ'lerde Keldani büyüsü;
Her yere yayılmış olan cinlerin tabiat hadiselerini vücuda
getirdikleri itikatına dayanıyordu. Bu kuvvet, erkekten ziyade
kadında bulunuyordu. Cadılar ve şeytanlar insanların bedenine
girme gücüne sahip olduğuna inanıyorlardı.
Mısır'da büyü;
Musa (A.S.)'dan evvel Mısırlılar tarafından kanunen caiz olan
bir büyü kabul ediliyordu. Sihirbazların hayata ve ölüme
tasarruf ettiklerine, iyi veya kötü cinleri yardım için çağırma
gücüne sahip olduklarına ve tabiat kuvvetlerini diledikleri gibi
kullanabileceklerine inanıyorlardı.
Uzak doğu ülkelerinde büyü;
Çinliler büyünün her türlüsüne karşı derin bir alaka
besliyorlardı. Felsefeci KONFÜÇYÜS'ten önceki dönemlerde WU
denilen bir tür büyü devletin sosyal yapısında resmi bir mevki
sahibi idi.
Yunan ve Romada büyü;
Görünmez kuvvetleri beşerin iradesine mahkum kılmak sanattı.
Yunan sihirbazları daha çok kendilerine hizmet edebilecekleri
ümidiyle yabancı ilahlara müracaat ediyorlardı. TESALYA kıtası
gizli sanatlara mensup en meşhur büyücüleri yetiştirmekle
meşhurdu. Ayrıca büyü İmparator OGÜSTÜS zamanında büyük bir
ehemmiyet kazanmıştı.
Yahudilikte büyü;
Perileri davet etmek, şeytanları insanın iradesine mahkum kılmak
yahudilikte mevcuttu. Yahudiler büyü formüllerinde eski
zamanlarda ki geleneklerden yahut yabancı dinlerden gelen cin ve
peri isimlerini almışlardır.
Batı dünyasında büyü;
Bütün milletlerin arşivleri tetkik olununca büyüye ait olan bu
tür inançlara rastlanır. Mesela KELTLER, TOTONLAR, İSKANDİNAVLAR
ve FİNLER, Doğu milletleriyle bu konuda bir çok esaslı
benzerlikler göstermektedirler.
İslamda büyü;
Müslümanlardan bazıları büyü de Yahudilerden, Suriyelilerden,
İranlılardan, Keldanilerden ve Yunanlılardan ders almışlardır.
Tütsü, Tılsım, Muska, Cadılık, Fala bakmak hep oralardan
gelmiştir. Aslında büyü ve büyücülük islamda yasaklanmıştır.
Kur'an-ı Kerim'de büyücülerin iflah olmayacağı belirtilmiştir.
Kafirler kendilerini haklı çıkarabilmek,
Allah'ın elçilerini yalanlamak için Onları büyücülükle, büyü
yapmakla suçlamışlardır. Büyücülükle şuçlanan Peygamberlerden
bazıları;
Hz.
İSA (A.S.),
Saf suresi Ayet: 6 Sayfa: 553.
Hz.
MUSA (A.S.),
Zuhruf suresi Ayet: 49 Sayfa: 495 ve Zariyat suresi
Ayet: 39 Sayfa: 521.
Hz.
SÜLEYMAN (A.S.),
Bakara suresi Ayet: 102 Sayfa: 17.
Hz.
MUHAMMED (S.A.V.),
Hicr suresi Ayet: 6 Sayfa: 263.
Yahudiler, Zariyat suresi Ayet: 52 Sayfa: 524 ayetin
ifadesine göre, bütün peygamberleri büyücülükle suçladıkları
görülmüştür. Ama Peygamberlerin yaptıkları büyü değil,
mucizelerden ibarettir.
Ebu Hureyre' den (RA) rivayettir :
"Yedi büyük günahtan sakının onlarda;
Allah'a (CC) şirk koşmak, Sihir (Büyü) yapmak, Allah'ın haram
kıldığı canı haksız olarak öldürmek, Faiz yemek, Yetim malı
yemek, Savaştan kaçmak, Namuslu bir kadına iftira etmektir."
Hadis-i Şerif.
Cin suresi Ayet: 6 Sayfa: 573:
“Doğrusu insanlardan bazıları, cinlerden
bazılarına sığınıyorlardı da, onların azgınlıklarını
artırıyorlardı.“
Yunus suresi Ayet: 53 Sayfa: 243:
“Muhakkak nefis gerçekten kötülüğü,
ahlaksızlığı, edepsizliği emreder. Ancak Allah’ ın esirgediği
müstesna. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.“
Bakara suresi Ayet: 175 Sayfa:27:
“Onlar hidayeti verip dalalet ve sapıklığı,
mağfureti bırakıp azabı satın alanlardır. Böyleleri ateşe nede
sabırlı mahluklardır.“
Yukarıdaki ayetlerin mealinden anlaşılıyor ki,
negatif büyü imanı küfre, aydınlığı karanlığa, dünyayı ahirete,
cenneti cehenneme, mutlu olmayı mutsuzluğa, Allah’a teslim
olmayı şeytanlara teslim olmaya tercih edenlerin yapacağı iştir.
Allah’a mütevekkil, mütezekkir, müteşekkir ve mütefekkir
olanların yapacağı iş değildir.
BÜYÜNÜN VARLIĞI
Hazreti Aişe validemizden rivayet edildiğine
göre, Lebib bin Asam adındaki bir yahudi, Peygamberimize tarak,
kıl ve hurma kabuğu ile büyü yapıp ZİERVAN kuyusuna atmıştır.
Peygamber Efendimiz günlerce bu büyünün tesirinde kaldı. Büyü,
mübarek cismine, vücuduna ve gözüne isabet etmişti. Bir beşer
olarak, maddi olarak rahatsızlanmış fakat peygamberliğine
herhangi bir zarar gelmemiştir. Zevceleriyle uzun müddet ayrı
kalmıştır.
Hastalık şiddetlenince Allah'a teveccüh ve dua ederek şifa
dilemiştir. Bu arada bedeni güçsüz hale gelmiştir. Yakarış ve
niyazdan sonra, uyku ve uyanıklık halinde, Yüce Allah (C.C.)
tarafından gönderilen iki melek büyüyü yapanı ve yerini
bildirmiştir Hz. Peygambere (S.A.V.) kim tarafından, nerede, ne
için büyü yapıldığını bildirmiş ve büyünün iptal edilmesi yolunu
göstermiştir. Halsiz ve güçsüz düşen peygamberimize Allah’ın
yardımı olarak MUAVVİZETEYN yani Felak ve Nas sureleri nazil
olmuştur.
Bu iki sure 11 ayettir. Lebib bin Asam bir saç
kılına 11 düğüm atmıştır. Allah-u Teala bunu ve yerini
Peygamberimize bildirmiştir. Bu surelerin ayetlerini okumasını
emretmiştir. Peygamberimiz bir ayet okudukça iplikten bir düğüm
çözülmüş ve kendisinde bir hafiflik hissetmiştir. Bütün düğümler
açılınca Peygamberimiz (SAV) kendisine gelmiştir. Bu hadiseden
anlaşılıyor ki büyü hurafe değil hakikattir Hz peygamberin bu
sureleri okuması bizim okumamız için bir mesajdır bir işarettir
ilahi bir emirdir.
FELAK suresinin manası :
“Ey Habibim De ki .. Yarattığı şeylerin
şerrinden, karanlığı bastığı vakit gecenin şerrinden, düğümlere
üfleyen büyücülerin şerrinden, haset ettiği vakit kıskancın
şerrinden, Sabahın rabbi olan Allah’a sığınırım.”
NAS suresinin manası :
“Ey Habibim De ki .. Sığınırım insanların
rabbine, insanların hükümdarına, insanların ilahına, o sinsi
(pusuya yatmış) şeytanın şerrinden sığınırım ki, insanların
kalplerine vesvese verir, o vesvese verenler cinlerden de olur,
insanlardan da.”
Kendisinde her tür büyü, nazar, vesvese, manevi
bir buhran ve sıkıntı olduğu düşüncesinde olanların bu sureleri
okumalarını tavsiye ederim. Çünkü bu surelerin şifa maksatıyla
okunduğuna dair hadis-i şerifler vardır. Bu sureler insanı
koruyan manevi birer zırhdır.
Hazreti Aişe ’den rivayettir;
“ Hazreti Peygamber (S.A.V.) her gece yatmadan
önce iki elini açarak birleştirir, ellerinin içine İhlas, Felak
ve Nas surelerini okuyarak üfler, elinin eriştiği kadarıyla
bütün vücudunu sıvazlar, ondan sonra yatardı. Ayrıca bu sureleri
torunları olan Hasan ve Hüseyin’in üzerine okurlardı. “
Bakara Suresi Ayet: 102 Sayfa 17 :
“ Yahudiler, Allah’ın kitabını bırakarak büyü
yapmaya tabii oldular ve Süleyman (AS) ‘nin saltanatını yıkmak,
mülkünü tahtını, yetkisini ve ruhsatını yok etmek için
şeytanların okudukları şeye, yani büyüye tabi oldular. Süleyman
(AS) ise büyü yapıp ta küfre girmedi. Fakat şeytanlar küfre
girdiler. Çünkü o şeytanlar insanlara Babil şehrindeki HARUT ile
MARUT adındaki iki meleğe indirilen şeyleri, yani büyüyü
öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek biz ancak bir imtihan için
gönderildik. Sakın büyü yapmayı caiz görüpte, küfre girmeyin
demedikçe, büyüyü hiç bir kimseye öğretmiyorlardı. İşte insanlar
o iki melekten karı ile koca arasını ayıracak büyüleri
öğreniyorlardı. Fakat, Allah'ın izni olmadıkça sihirbazların
büyüsü ve sihiri hiç bir kimseye zarar verici olmaz. Onlar,
Yahudiler ve şeytanlar ise kendilerini zarara sokacak ve hiç bir
fayda vermeyecek şeyleri öğreniyorlardı. Ant olsun, onlar
biliyorlar ki sihiri (büyüyü) satın alan kimse için ahirette bir
nasip yoktur. Onlar sihir yapmayı benimsemekle kendilerini
(nefislerini) ne kötü şeye satmış olduklarını eğer bir
bilseler.”
Değerli okuyucularım Ayet-i Kerimede geçen Harut
ile Marut iki melektir. İnsan suretinde temessül ederek Babil
şehrine indirilmiştir. Bazı zatlara göre bu iki melekten murat
iki insandır. Salih ve Fazil iki zat oldukları için kendilerine
melek denmiştir. Onlara nazıl olandan maksat ta ilham aldıkları
yani mülhem oldukları ilim ve marifettir. Babil şehri ise
Bağdat’a 93 km. uzaklıkta, Hille kasabası civarında, Keldani
kavminin merkezi hükümeti olan meşhur bir şehir imiş. Keldani
kavminin hükümdarı Nemrut tarafından bina edilmiş birbuçuk
milyon nüfusu olan, en mamur, en müzeyyen ve muhteşem bir şehir
imiş. Sihirbazların bol olduğu şehir, daha sonra çeşitli
hükümdarların ellerine geçmiş, nihayet harap olmuş, ahalisi
dağılmış, kendisinden eser kalmamıştır.
Yunus Suresi Ayetler: 79, 80, 81 Sayfa
219 :
“Firavun, halkının ileri gelenlerine dedi ki ‘
Bana bütün bilgin ve sihirbazları getirin. ’ ” “Bilgin ve
sihirbazları toplanıp geldiği vakit Musa onlara ‘ Hadi ne
duruyorsunuz ortaya ne hüner atacaksanız atın dedi. ‘ “ “Onlar
da, hünerlerini, marifetlerini, sanatlarını ortaya atınca Musa
onlara, ‘ Bu sizin yaptığınız bir sihirdir ki, muhakkak Allah
onu iptal edecektir. ‘ dedi.”
A raf Suresi Ayetler: 116, -117, 118, 119,
120 Sayfa: 165
“ Musa sihirbazlara, ‘ Hadi hünerinizi,
marifetinizi ve sanatınızı ortaya atın. ’ dedi. Onlar da
marifetlerini ortaya attılar. Halkın gözlerini büyülediler ve
onların yüreklerine korku saldılar. Böylece büyük bir sihir
meydana getirdiler. ” “ Biz de Musa’ya ‘ Asanı yere bırak. ’
diye vahy ettik. Birde baktılar ki, asa, onların bütün
uydurduklarını yutuyor.” “ Artık hak ve hakikat meydana çıktı ve
o sihirbazların bütün yaptıkları boşa gitti. ” “ Orada mağlup
oldular ve küçük düşerek, dönüp gittiler. ” “ Böylelikle
sihirbazlar secdeye kapandılar. ”
Taha Suresi Ayetler: 68, 69 Sayfa 317
:
“Biz Musa’ya, ‘ Korkma Ya Musa sen üstünsün
galip geleceksin, sağ elindeki asanı yere bırakıver o, onların
yaptıklarını yutar, zaten onların yaptıkları bir sihir ve bir
büyü hilesidir. ‘ dedik.”
|