Medyum Ali Değermenci                    ANA SAYFA BÜYÜ CİNLER NAZAR VEFKLER  ÇALIŞMALARIM İRTİBAT medyum ali degermenci medyum ali değermenci
SESİNİZİ   DUYURMAK   DERDİNİZİ     ANLATMAK    YAŞADIKLARINIZI    PAYLAŞMAK    SORUNLARINIZA    ÇÖZÜM    BULMAK   İSTİYORSANIZ     ÜNLÜ    MEDYUM    ALİ    DEĞERMENCİ'Yİ    ARAYIN     0312 424 11 80 .... 0535 230 87 80
  ANA SAYFA
  ÖZGEÇMİŞİM
  BÜYÜ
  VEFK NEDİR ?
  CİNLER
  NAZAR
  ŞİFALI BİTKİLER
  RÜYA
  MEDYUM NEDİR ?
  MUSKA NEDİR ?
  DİNİ BİLGİLER
  KÖŞE YAZILARIM
  BASINDAN
  ÇALIŞMALARIM
  İRTİBAT
namaz sol alt

BÜYÜ



                BÜYÜ, insanüstü güçlerin yardımlarıyla yapılan bir takım işler demektir. Ehli sünnet alimleri, büyünün hakikati ve varlığı hakkında ittifak etmişlerdir. Sahabe ve taabiyinden büyünün varlığını ve hakikatini inkar eden olmamıştır. Büyücülük islamdan önce Araplarda, Rumlarda, Hintlilerde, Mısırlılarda yaygın idi. Özellikle Hazreti Musa zamanında büyücülük itibarlı bir meslek idi. Hazreti Süleyman zamanında da yaygındı.  

                Tarihte ilk defa bildiğimiz büyü ve sihir ilmi Bakara Suresinin 102. ayeti kerimesinin ifadesine göre; Harut ve Marut adlı iki melek tarafından yeryüzüne indirildi. Faydalı işlerde kullanılması için öğretilen bu ilim, kötü işlerde de kullanılmıştır. Bıçak ve ateş, iyi işlerde kullanıldığı gibi kötü ve şer işlerde de kullanılır. 

                Hayır ve şer her şeyi yaratan Allah’tır(c.c.). Ancak  Allah(c.c.) şerleri yaratırken rızası yoktur. Dünya bir imtihan yeri olduğundan, insanlara iyiliği ve kötülüğü, hayrı ve şerri seçme hürriyeti verilmiştir. Büyü, sihir ve cinler de Allah’ın (c.c.) iradesinin dışında hiçbir şey yapamaz; neticeyi yaratan O’dur.

                İlkçağ insanlarının mağara duvarlarına çizdiği bizon resimleriyle başlayan büyü, M.Ö. 3000 yılında beri vardır. Delillerle sabittir. Mısır ve Kalde'de altın çağını yaşadı. Mezapotamya'da filizlendi, eski Yunan ve Roma'da gelişti. Nesilleri ve çağları aşarak dünyanın dört bir yanına yayıldı. İnsanoğlu, yaratılışından bu yana her çağda bilinmezliğin kapılarını zorlamak, yaratılışın, yaşam ve ölümün sırlarını çözmek, doğaüstü güçlere hükmetme merakını yenemedi.

                 1. AK BÜYÜ          : Şifa amaçlı yapılan çalışmalar demektir. Zahiren acayip, fakat aslında tabii sebeplerle meydana gelmiş bir takım fiiller yapmak sanatıdır.

                 2. KARA BÜYÜ    : Asıl büyü bu olup, bazı kimseler perilerin ve özellikle şeytanların müdahalesi ile tabiat üstü bir takım fiiller yapabilecekleri iddiasındadırlar. Zarar verme amaçlı yapılan büyüler.

                 3. TAKLİT BÜYÜ    : İnsanları ve insanların beyinlerini etkilemek amacıyla yapılan telkin ve büyülerdir.

                 Büyü muhtelif kavimlerde mevcuttu. KELDANİ'lerde Keldani büyüsü; Her yere yayılmış olan cinlerin tabiat hadiselerini vücuda getirdikleri itikatına dayanıyordu. Bu kuvvet, erkekten ziyade kadında bulunuyordu. Cadılar ve şeytanlar insanların bedenine girme gücüne sahip olduğuna inanıyorlardı.

                 Mısır'da büyü; Musa (A.S.)'dan evvel Mısırlılar tarafından kanunen caiz olan bir büyü kabul ediliyordu. Sihirbazların hayata ve ölüme tasarruf ettiklerine, iyi veya kötü cinleri yardım için çağırma gücüne sahip olduklarına ve tabiat kuvvetlerini diledikleri gibi kullanabileceklerine inanıyorlardı.

                 Uzak doğu ülkelerinde büyü; Çinliler büyünün her türlüsüne karşı derin bir alaka besliyorlardı. Felsefeci KONFÜÇYÜS'ten önceki dönemlerde WU denilen bir tür büyü devletin sosyal yapısında resmi bir mevki sahibi idi.  

                Yunan ve Romada büyü; Görünmez kuvvetleri beşerin iradesine mahkum kılmak sanattı. Yunan sihirbazları daha çok kendilerine hizmet edebilecekleri ümidiyle yabancı ilahlara müracaat ediyorlardı. TESALYA kıtası gizli sanatlara mensup en meşhur büyücüleri yetiştirmekle meşhurdu. Ayrıca büyü İmparator OGÜSTÜS zamanında büyük bir ehemmiyet kazanmıştı.  

                Yahudilikte büyü; Perileri davet etmek, şeytanları insanın iradesine mahkum kılmak yahudilikte mevcuttu. Yahudiler büyü formüllerinde eski zamanlarda ki geleneklerden yahut yabancı dinlerden gelen cin ve peri isimlerini almışlardır.

                 Batı dünyasında büyü; Bütün milletlerin arşivleri tetkik olununca büyüye ait olan bu tür inançlara rastlanır. Mesela KELTLER, TOTONLAR, İSKANDİNAVLAR ve FİNLER, Doğu milletleriyle bu konuda bir çok esaslı benzerlikler göstermektedirler.

                 İslamda büyü; Müslümanlardan bazıları büyü de Yahudilerden, Suriyelilerden, İranlılardan, Keldanilerden ve Yunanlılardan ders almışlardır. Tütsü, Tılsım, Muska, Cadılık, Fala bakmak hep oralardan gelmiştir. Aslında büyü ve büyücülük islamda yasaklanmıştır. Kur'an-ı Kerim'de büyücülerin iflah olmayacağı belirtilmiştir.  

                Kafirler kendilerini haklı çıkarabilmek, Allah'ın elçilerini yalanlamak için Onları büyücülükle, büyü yapmakla suçlamışlardır. Büyücülükle şuçlanan Peygamberlerden bazıları;

 Hz. İSA (A.S.),   Saf suresi      Ayet: 6      Sayfa: 553.

 Hz. MUSA (A.S.),    Zuhruf suresi     Ayet: 49    Sayfa: 495 ve Zariyat suresi    Ayet: 39    Sayfa: 521.

 Hz. SÜLEYMAN (A.S.),  Bakara suresi    Ayet: 102    Sayfa: 17.

 Hz. MUHAMMED (S.A.V.),    Hicr suresi    Ayet: 6    Sayfa: 263.

                 Yahudiler, Zariyat suresi  Ayet: 52   Sayfa: 524  ayetin ifadesine göre, bütün peygamberleri büyücülükle suçladıkları görülmüştür. Ama Peygamberlerin yaptıkları büyü değil, mucizelerden ibarettir.

                Ebu Hureyre' den (RA) rivayettir : "Yedi büyük günahtan sakının onlarda; Allah'a (CC) şirk koşmak, Sihir (Büyü) yapmak, Allah'ın haram kıldığı canı haksız olarak öldürmek, Faiz yemek, Yetim malı yemek, Savaştan kaçmak, Namuslu bir kadına iftira etmektir." Hadis-i Şerif.

                Cin suresi     Ayet: 6     Sayfa: 573:

                “Doğrusu insanlardan bazıları, cinlerden bazılarına sığınıyorlardı da, onların azgınlıklarını artırıyorlardı.“

                 Yunus suresi     Ayet: 53      Sayfa: 243:

                “Muhakkak nefis gerçekten kötülüğü, ahlaksızlığı, edepsizliği emreder. Ancak Allah’ ın  esirgediği müstesna. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.“

                Bakara suresi    Ayet: 175    Sayfa:27:

                “Onlar hidayeti verip dalalet ve sapıklığı, mağfureti bırakıp azabı satın alanlardır. Böyleleri ateşe nede sabırlı mahluklardır.“

                Yukarıdaki ayetlerin mealinden anlaşılıyor ki, negatif büyü imanı küfre, aydınlığı karanlığa, dünyayı ahirete, cenneti cehenneme, mutlu olmayı mutsuzluğa, Allah’a teslim olmayı şeytanlara teslim olmaya tercih edenlerin yapacağı iştir. Allah’a mütevekkil, mütezekkir, müteşekkir ve mütefekkir olanların yapacağı iş değildir.

BÜYÜNÜN  VARLIĞI

                Hazreti Aişe validemizden rivayet edildiğine göre, Lebib bin Asam adındaki bir yahudi, Peygamberimize tarak, kıl ve hurma kabuğu ile büyü yapıp ZİERVAN kuyusuna atmıştır. Peygamber Efendimiz günlerce bu büyünün tesirinde kaldı. Büyü, mübarek cismine, vücuduna ve gözüne isabet etmişti. Bir beşer olarak, maddi olarak rahatsızlanmış fakat peygamberliğine herhangi bir zarar gelmemiştir. Zevceleriyle uzun müddet ayrı kalmıştır.

                 Hastalık şiddetlenince Allah'a teveccüh ve dua ederek şifa dilemiştir. Bu arada bedeni güçsüz hale gelmiştir. Yakarış ve niyazdan sonra, uyku ve uyanıklık halinde, Yüce Allah (C.C.) tarafından gönderilen iki melek büyüyü yapanı ve yerini bildirmiştir  Hz. Peygambere (S.A.V.) kim tarafından, nerede, ne için büyü yapıldığını bildirmiş ve büyünün iptal edilmesi yolunu göstermiştir. Halsiz ve güçsüz düşen peygamberimize Allah’ın yardımı olarak MUAVVİZETEYN yani Felak ve Nas sureleri nazil olmuştur.

                Bu iki sure 11 ayettir. Lebib bin Asam bir saç kılına 11 düğüm atmıştır. Allah-u Teala bunu ve yerini Peygamberimize bildirmiştir. Bu surelerin ayetlerini okumasını emretmiştir. Peygamberimiz bir ayet okudukça iplikten bir düğüm çözülmüş ve kendisinde bir hafiflik hissetmiştir. Bütün düğümler açılınca Peygamberimiz (SAV) kendisine gelmiştir. Bu hadiseden anlaşılıyor ki büyü hurafe değil hakikattir Hz peygamberin bu sureleri okuması bizim okumamız için bir mesajdır bir işarettir ilahi bir emirdir. 

                FELAK suresinin manası :

                “Ey Habibim De ki .. Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı bastığı vakit gecenin şerrinden, düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden, haset ettiği vakit kıskancın şerrinden, Sabahın rabbi olan Allah’a sığınırım.”

                NAS suresinin manası :

                “Ey Habibim De ki .. Sığınırım insanların rabbine, insanların hükümdarına, insanların ilahına, o sinsi (pusuya yatmış) şeytanın şerrinden sığınırım ki, insanların kalplerine vesvese verir, o vesvese verenler cinlerden de olur, insanlardan da.”

                Kendisinde her tür büyü, nazar, vesvese, manevi bir buhran ve sıkıntı olduğu düşüncesinde olanların bu sureleri okumalarını tavsiye ederim. Çünkü bu surelerin şifa maksatıyla okunduğuna dair hadis-i şerifler vardır. Bu sureler insanı koruyan manevi birer zırhdır. 

                Hazreti Aişe ’den rivayettir;

                “ Hazreti Peygamber (S.A.V.) her gece yatmadan önce iki elini açarak birleştirir, ellerinin içine İhlas, Felak ve Nas surelerini okuyarak üfler, elinin eriştiği kadarıyla bütün vücudunu sıvazlar, ondan sonra yatardı. Ayrıca bu sureleri torunları olan Hasan ve Hüseyin’in üzerine okurlardı. “

                 Bakara Suresi      Ayet: 102        Sayfa 17 :

                “ Yahudiler, Allah’ın kitabını bırakarak büyü yapmaya tabii oldular ve Süleyman (AS) ‘nin saltanatını yıkmak, mülkünü tahtını, yetkisini ve ruhsatını yok etmek için şeytanların okudukları şeye, yani büyüye tabi oldular. Süleyman (AS) ise büyü yapıp ta küfre girmedi. Fakat şeytanlar küfre girdiler. Çünkü o şeytanlar insanlara Babil şehrindeki HARUT ile MARUT adındaki iki meleğe indirilen şeyleri, yani büyüyü öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek biz ancak bir imtihan için gönderildik. Sakın büyü yapmayı caiz görüpte, küfre girmeyin demedikçe, büyüyü hiç bir kimseye öğretmiyorlardı. İşte insanlar o iki melekten karı ile koca arasını ayıracak büyüleri öğreniyorlardı. Fakat, Allah'ın izni olmadıkça sihirbazların büyüsü ve sihiri hiç bir kimseye zarar verici olmaz. Onlar, Yahudiler ve şeytanlar ise kendilerini zarara sokacak ve hiç bir fayda vermeyecek şeyleri öğreniyorlardı. Ant olsun, onlar biliyorlar ki sihiri (büyüyü) satın alan kimse için ahirette bir nasip yoktur. Onlar sihir yapmayı benimsemekle kendilerini (nefislerini) ne kötü şeye satmış olduklarını eğer bir bilseler.”

                Değerli okuyucularım Ayet-i Kerimede geçen Harut ile Marut iki melektir. İnsan suretinde temessül ederek Babil şehrine indirilmiştir. Bazı zatlara göre bu iki melekten murat iki insandır. Salih ve Fazil iki zat oldukları için kendilerine melek denmiştir. Onlara nazıl olandan maksat ta ilham aldıkları yani mülhem oldukları ilim ve marifettir. Babil şehri ise Bağdat’a 93 km. uzaklıkta, Hille kasabası civarında, Keldani kavminin merkezi hükümeti olan meşhur bir şehir imiş. Keldani kavminin hükümdarı Nemrut tarafından bina edilmiş birbuçuk milyon nüfusu olan, en mamur, en müzeyyen ve muhteşem bir şehir imiş. Sihirbazların bol olduğu şehir, daha sonra çeşitli hükümdarların ellerine geçmiş, nihayet harap olmuş, ahalisi dağılmış, kendisinden eser kalmamıştır.

                Yunus Suresi     Ayetler: 79, 80, 81     Sayfa 219 :

                “Firavun, halkının ileri gelenlerine dedi ki ‘ Bana bütün bilgin ve sihirbazları getirin. ’  ” “Bilgin ve sihirbazları toplanıp geldiği vakit Musa onlara  ‘ Hadi ne duruyorsunuz ortaya ne hüner atacaksanız atın dedi. ‘  “ “Onlar da, hünerlerini, marifetlerini, sanatlarını ortaya atınca Musa onlara, ‘ Bu sizin yaptığınız bir sihirdir ki, muhakkak Allah onu iptal edecektir. ‘  dedi.”

                 A raf Suresi    Ayetler: 116, -117, 118, 119,  120    Sayfa: 165

                “ Musa sihirbazlara,  ‘ Hadi hünerinizi, marifetinizi ve sanatınızı ortaya atın. ’  dedi. Onlar da marifetlerini ortaya attılar. Halkın gözlerini büyülediler ve onların yüreklerine korku saldılar. Böylece büyük bir sihir meydana getirdiler.  ” “ Biz de Musa’ya  ‘ Asanı yere bırak. ’  diye vahy ettik. Birde baktılar ki, asa, onların bütün uydurduklarını yutuyor.” “ Artık hak ve hakikat meydana çıktı ve o sihirbazların bütün yaptıkları boşa gitti. ” “ Orada mağlup oldular ve küçük düşerek, dönüp gittiler. ” “ Böylelikle sihirbazlar secdeye kapandılar. ”

                 Taha Suresi     Ayetler: 68, 69      Sayfa 317 :

                “Biz Musa’ya,  ‘ Korkma Ya Musa sen üstünsün galip geleceksin, sağ elindeki asanı yere bırakıver o, onların yaptıklarını yutar, zaten onların yaptıkları bir sihir ve bir büyü hilesidir. ‘  dedik.”

Medyum Ali Değermenci                    ANA SAYFA BÜYÜ CİNLER NAZAR VEFKLER  ÇALIŞMALARIM İRTİBAT Medyum Ali Değermenci
Onur Çarşısı Kat:5 No:114  Kızılay ANKARA / TÜRKİYE İş: 0 ( 312 ) 424-11-80  Cep ( 0535 ) 230-87-80

ankara nakliyat ankara nakliyat evden eve nakliye

ümitköy nakliyat - elvankent nakliyat - etimesgut nakliyat - keçiören nakliyat - dikmen nakliyat - ankara halı yıkama - <

çayyolu halı yıkama - mamak nakliyat - çankaya nakliyat - batıkent nakliyat - balgat nakliyat -keçiören halı yıkama - istanbul nakliyat - ankara nakliyat firmaları ikinci el eşya dikmen halı yıkama didim emlak didim ev kiralama kızılcahamam haber ankara halı yıkama

e-mail: medyumalidegermenci@yahoo.com